google imagesda buldum. don ve maruhanalı sansür?
kurgudur bu ya, kurgu olmasa cep telefonundan çekilmiş foto çakılırdı, vesikalık taramak zor iş. neyse, gizli hayranıyım..
sevgilimi istiyorum ben ne olur hemen lazım!
‘yok et’ butonu var neyse ki (imlası da iyiymiş.şayet fake ise kurgu güzel yine de)
“Conversation would be vastly improved by the constant use of four simple words: I do not know.” André Maurois
facebuktaki kolejli arkidişlerimin hemen hepsinin bir havuzda yunus öperken resmi olmasından ötürü eziklik hissediyorum. çok yakında bi salgına dönüşeceğinden şüphelendiğim yunus gribine karşı önlem alınmalı.
popüler gazetelerden birinin tuvalet ekinde okuduğum fashionable istanbouul eleştirisinin alt köşesine sıkıştırılmış, türbanlı kadınlardan oluşan bir foto vardı. dazed and confused işte fashionable istanbulu bu fotoğrafın altına jön türkler yazarak yayınladı diyor idi, fakat ben bu sabah işim gücüm olmadığından d&c’nin digital kopiyesinde o fotoyu aradım aradım bulamadım. belki yağlı kağıttan kesip almışlardır o zmn bilemiyorum, arz ederim.
of zéro. sinemaya gidip film izlerken acı çekmek gerçekten üzücü bi tecrübe. ucube ucube filmlerin püanlarını çeşitli sitelerde kim patlatıyor anlamıyorum. herkesin ilişkileri sux galiba o yüzden böyle muazzam kötü filmleri sevenler oluyor. bir de imdb’de 16 yaşında bi kız ayar vermiş filme, üzerine çullananların 20’nden sonra izle filan demesini büyük bi yürek acısıyla karşıladım. filmde 25’in üzerinde gösteren kız, tutmuş parkta penis diye bağırarak eğlenebilmesiyle türk medeni eğlencelerine göre üniversite çağına gelip hala deli doktor oynayabilecek zavallılıkta bir profil çizerken, biz de inanılmaz sıkıcı bir “aşk hikayesi olmayan” aşk hikayesini, iki smiths şarkısı ve ringo star şakaları dayadılar diye çok hip bulup hemen yiyecek miyiz. yapmayin. ayrıca evet başroldeki kız bence gerçekten güzel değildi. ama oğlanın ince kravatını sevdim. o da tipsiz ama gömlek kimi yakışıklı göstermiyor ki.
bir sektörün samimiyetle ilgimi çekebileceğini the home belgeselinden sonra cerenin yolladığı siteye bakarken fark ettim. sonra anlık gazımla wikipedia’dan bulduğum rüzgar türbini üreticilerinin listesiyle başbaşa kaldım. ge, siemens, vestas gibi leaaading firmaların dışında da ağırlıklı olarak danimarka, almanya, ispanya ve amerika bu sektörün içinde. birkaç firmanın sitesine baktım ama staj ilanları danimarkalıların o güüzel lisanında yazıldığından hevesim kursağımda kaldı. meerd. twitterım olmasa da bakın twitter entrysi tadını yakalayabiliyorum. ama inşallah şöhret olduğumda menajerim benim için bir twitter hesabı da tutacak.
zaten aldığıma pişman olduğum dersten add-dropta kurtulmadığıma lanet ederken bir de laboratuar saatini akşam 7buçuk 9buçuk arasına almaya hazırlanan zihniyete fensin yerin altındaki güneş görmeyen sınıflarında molotof kokteyli ısmarlamak istiyorum.
az sonra kapıcı gelecek, bir ya da iki dakikası var. gel aidatı vereyim ve bu yükten kurtulayım artık kapıcı. seni beklediğim için, yukarı molinin yanına çıkamıyorum kapıcı. çıkıp tekrar inmek istemem. saat tam 11.30 artık gelmen gerek. tuvalete bile gidemiyorum. hadi ama.







